Osman Kavala dosyası üzerinden AİHM kararlarının uygulanmaması tartışılırken, bunun yalnızca tek bir kişiyle sınırlı olmadığı ve tüm vatandaşların hukuki güvencesini ilgilendirdiği savunuldu. Metinde, Türkiye’de iç hukuk yollarının ve Anayasa Mahkemesi kararlarının etkisizleştirildiği öne sürülerek AİHM’ye bireysel başvuru hakkının kalan tek bağımsız ve evrensel denetim yolu olduğu belirtildi.
Turgut Özal döneminde tanınan bu hakkın düşünce ve ifade, din ve vicdan ile teşebbüs özgürlüklerini koruyan bir güvence niteliği taşıdığı ifade edildi. Danıştay, Anayasa Mahkemesi veya başka bir merciin bu hakkın kaldırılmasına yönelik adım atmaması gerektiği vurgulandı.
Neden önemli
Tartışmanın ağırlığı, bir başvurunun sonucundan çok, bireylerin ulusal kurumlar tarafından giderilemeyen hak ihlallerini hangi mekanizmayla denetletebileceği sorusunda yatıyor. Görüş yazısının yaklaşımına göre AİHM’ye erişimin zayıflaması, düşünce ve ifade, din ve vicdan ile teşebbüs özgürlükleri bakımından başvuru imkânlarının daralması anlamına gelebilir. Bu nedenle konu, yalnızca Osman Kavala dosyasını izleyenleri değil, iç hukuk kararlarının uygulanmasına güvenen tüm vatandaşları ilgilendiriyor. Ancak metin bir görüş ve analiz yazısı niteliğinde; sunduğu değerlendirmeler, AİHM’ye bireysel başvuru hakkının korunup korunmayacağı ve ulusal yargı kararlarının etkisinin nasıl güvenceye alınacağı sorularını açık bırakıyor.