Türkiye’de terörle mücadelenin yalnızca silahlı örgütlerle sınırlı olmadığı, devlet yetkisini hukuk dışı kullananların da kurumlara ağır zarar verebildiği vurgulanıyor. Yakın tarihteki faili meçhuller, kayıplar, cinayetler ve suikastların aydınlatılmasını, denetim mekanizmalarının zaman zaman etkisiz kalması zorlaştırdı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek döneminde sonuçsuz dosyaların yeniden ele alınmasıyla 6 faili meçhul cinayetin çözüldüğü, ardından çalışmaların genişletilerek çok sayıda olayın daha aydınlatıldığı açıklandı. Ancak belirleyici olanın sayılar değil, soruşturmaların kimlere uzandığı, hangi delillere dayandığı ve yargı süreçlerinin nasıl sonuçlanacağı belirtiliyor.
Gelişmelerin “güçlüyse bir şey olmaz” anlayışını sarsabileceği ifade edilirken, İtalya’daki Temiz Eller operasyonunun “hukuk karşısında dokunulmaz insan olmamalıdır” mesajı hatırlatılıyor. Soruşturmaların siyasi rövanşa dönüşmemesi; hukukun makam veya kimlik yerine fiil ve delile bakması gerektiği kaydediliyor. Hukuk devletine güvenin, muhalefetin de kendisine dokunulduğunda hukukun işlediğini kabul edebilmesiyle oluşacağı; vatandaşın güçlü kişilerden dahi hesap sorulmasını beklediği aktarılıyor. Toplumsal güvenin yalnızca teröristin yakalanmasıyla sağlanamayacağı savunuluyor.
Neden önemli
Bu çerçeve, faili meçhul dosyaların çözülmesini yalnızca ceza soruşturmalarının başarısı olarak değil, devlet yetkisinin hukuk dışı kullanımına karşı kurumsal denetimin sınanması olarak ele alıyor. Sürecin güven üretmesi, sonuçlandırılan dosya sayısından çok soruşturmaların makam ve kimlik ayrımı gözetmeden fiil ile delile dayanmasına ve yargıda nasıl sonuçlandığına bağlı. Bu nedenle gelişmeler, denetim mekanizmalarının geçmişte neden etkisiz kaldığını sorgulayan vatandaşları da ilgilendiriyor. Açık kalan temel meseleler, soruşturmaların kimlere kadar uzanacağı, hangi delillerin kullanılacağı ve sürecin siyasi rövanş görüntüsünden uzak tutulup tutulamayacağı. Hukuk devletine güven ise güçlü kişilerden hesap sorulabilmesi kadar, aynı ölçütlerin muhalefete yönelik işlemlerde de geçerli olduğunun kabul edilmesini gerektiriyor.