Araştırmalar, fiziksel açıdan formda olmanın kanser riskini düşürebileceğini ve hastalığın geri dönmesini engellemeye katkı sağlayabileceğini gösteriyor. Geçen yıl yayımlanan bir çalışmada, üç yıllık egzersiz programına katılan kolon kanseri hastalarında nüks ihtimalinin azaldığı ve hayatta kalma oranlarının yükseldiği saptandı; bunun nedeni egzersizin kanserle savaşan bağışıklık hücrelerini harekete geçirmesi olabilir. Queen’s Üniversitesi’nden onkolog Dr. Christopher Booth, bu düzeyde fayda sağlayan bir ilaç olsaydı standart tedavi haline geleceğini söyledi.
MD Anderson Kanser Merkezi’ne göre egzersiz, bazı kanserlerle bağlantılı iltihabı ve insülin seviyelerini düşürüyor. Merkezden Karen Basen-Engquist, tedavi sırasında egzersizin yorgunluk, kaygı ve depresyonu hafiflettiğini, yaşam kalitesini artırdığını belirtti.
Kılavuzlar kanser hastalarına günde yaklaşık 30 dakikalık direnç ve aerobik egzersizi öneriyor. 1700’den fazla kalın bağırsak hastasıyla yapılan çalışmada yürüyüşün yaşam kalitesini yükselttiği görüldü. 2021 tarihli bir araştırmaya göre kemoterapi öncesi haftada 150 dakikaya kadar egzersiz, meme kanseri hastalarında tedaviye bağlı bilişsel bozuklukları önlemeye yardımcı oluyor. Mayo Clinic’e göre egzersiz lenfödem riskini de azaltabilir. Amerikan Kanser Derneği bu yıl iki milyondan fazla Amerikalıya kanser teşhisi konmasını bekliyor.
Neden önemli
Bu bulgular, egzersizin kanser bakımında genel bir yaşam tarzı önerisi olmaktan çıkıp ölçülebilir etkiye sahip bir tedavi bileşeni olarak değerlendirilmeye başlandığını gösteriyor. Uzmanların eldeki verileri ilaçla kıyaslaması, onkolojide ilaç dışı müdahalelerin giderek ciddiye alındığına işaret ediyor; ancak bu etkiyi hangi dozda ve hangi programla sağlamanın en doğru yol olduğu konusunda henüz tek tip bir reçete bulunmuyor. Her yıl milyonlarca kişiye kanser teşhisi konduğu düşünülürse, düşük maliyetli ve erişilebilir bir yöntemin nüks ve yaşam kalitesi üzerindeki etkisi hem hastaları hem de sağlık sistemlerini yakından ilgilendiriyor. Buna karşılık hastanelerin egzersiz programlarını standart tedavi akışına nasıl entegre edeceği ve tedavi yorgunluğu yaşayan hastaların bu programlara ne ölçüde uyum sağlayabileceği açık sorular olarak duruyor.