Tayvan’daki yerel seçimler yaklaşırken, Güneyin DPP’ye, kuzeyin KMT’ye yakın durmasının sebepleri ana hatlarıyla coğrafi ayrımda ortaya çıkıyor. Seçimler kapsamlı bir sınama olacak. Kasım sonundaki yarış, belediye başkanlarının ötesinde iktidardaki DPP’nin gücünü, muhalefetteki KMT’nin toparlanma kapasitesini ve üçüncü büyük parti TPP’nin dengelere etkisini sınayacak. Ada siyaseti coğrafi olarak bölünmüş durumda.
Kuzey ve orta bölgelerde KMT güçlü. Güneyde DPP, geleneksel oy tabanını koruyor. İki büyük partiye alternatif arayan seçmene hitap eden TPP, son genel seçimlerde meclisteki en büyük üçüncü parti oldu.
Köklerde tarihsel nedenler var. Mao Zedong’a karşı iç savaşı kaybedip Tayvan’a sığınan Çan Kay-şek yönetimi, 1950’lerde toprak reformu uyguladı. Özellikle 1953’teki “Toprak İşleyene” programı kırsal yapıyı dönüştürdü, ancak güneydeki toprak sahibi seçkinler zenginliklerini kaybedince KMT’ye karşı sınıfsal bir tavır geliştirdi. Böylece KMT’nin reformları, rakibinin güçleneceği zemini hazırladı. DPP, 1980’lerde demokrasi söylemi ve Tayvan kimliği vurgusuyla doğdu, güneyde güçlü örgütlendi.
Bu boyut da önemli. Seçimlerin en önemli boyutunu oluşturan Çin’le ilişkiler konusunda DPP, ayrı kimliği ve Washington’la yakınlığı savunurken bu çizgi Tayvan Boğazı’ndaki gerilimi artırıyor. KMT ise Pekin’le diyalog ve ekonomik temasları öne çıkarıyor.
Neden önemli
Bu seçimlerin önemi sandıktan çıkacak belediye başkanlarından ibaret değil; sonuçlar iktidardaki DPP’nin gerçek halk desteğini, KMT’nin toparlanma kapasitesini ve üçüncü güç TPP’nin dengeyi ne ölçüde değiştirebileceğini gösterecek. Kuzey-güney ayrışmasının 1953’teki toprak reformuna uzanan kökleri, adadaki siyasi tercihlerin konjonktürle değil sınıfsal ve tarihsel kırılmalarla şekillendiğini, dolayısıyla parti sadakatlerinin tek seçimle kolay değişmeyeceğini gösteriyor. Sonuçların yankısı adanın dışına da taşacak: DPP’nin ayrı kimlik ve Washington’la yakınlık çizgisinin gerilimi artırdığı, KMT’nin ise Pekin’le diyaloğu öne çıkardığı bir ortamda seçim, iki farklı dış politika rotası arasında dolaylı bir tercihe dönüşüyor. Açık kalan soru ise kasım sonundaki tablonun meclisteki üç partili dengeyi mi yoksa iki partili kutuplaşmayı mı kalıcılaştıracağı ve bunun Pekin-Washington eksenine nasıl yansıyacağı.