İçeriğe geç
Türkçe
FikirPilot içeriği

Professor Murder Rides the Subway, unutulmuş bir dance punk mükemmelliği örneği

Güncellendi: 31.08.2026 · 2 dk okuma · 297 kelime

Yayımlandı: · Haber bize ulaştı: · İşlenme süresi: 3 dk

Kaynak son kontrol:

Professor Murder Rides the Subway, unutulmuş bir dance punk mükemmelliği örneği
Metro vagonunda kulaklıklı CD çalar

The Verge hafta sonu editörü Terrence O’Brien, 30 Ağustos 2026 tarihli yazısında New Yorklu dance punk grubu Professor Murder’ın 16 dakikalık Rides the Subway EP’sini yeniden değerlendiriyor. O’Brien, eski CD’lerini yeniden aktarırken keşfettiği bu çalışmayı, 2000’lerin ortasındaki Brooklyn ve New York müzik ortamını yansıtan, unutulmuş bir başyapıt olarak nitelendiriyor.

Yazara göre LCD Soundsystem ve The Rapture, dönemin dance punk canlanmasının en bilinen gruplarıydı; Rahim, Liars ve Dan Deacon gibi isimler ile DFA çevresindeki daha az tanınan gruplar da New York sahnelerinde etkindi. Professor Murder’ın müziği; ucuz synthesizer patlamaları, bağırılan vokal nakaratları, yoğun senkoplu perküsyon ve güçlü bas çizgileriyle 2006 civarının atmosferini yakalıyor.

EP’deki parçalar, kısa a cappella bölümü “Pedigree” dışında, karmaşıklaştırılmış basit bir disko ritmine dayanıyor. Cowbell ve ayarlı perküsyonlar groove’u bozmadan yapıya eklenirken, davullar çoğu zaman başlıca enstrüman rolünü üstleniyor. “Camron’s New Color (Part 3)”teki bulanık bas gibi melodik unsurlar bulunsa da miksajda geri planda kalıyor.

EP’yi açan “Champion” ile kapatan “Free Stress Test”, 2000’ler dance punk’ının örnekleri arasında gösteriliyor. O’Brien, “Free Stress Test”in grubu The Rapture düzeyinde başarıya taşıyabileceğini savunuyor. EP, Bandcamp ile Apple Music, YouTube Music, Spotify, Deezer ve Qobuz’da yayımlanıyor.

Neden önemli

Bu değerlendirme, 2000’lerin ortasındaki New York dance punk ortamının yalnızca dönemin en tanınan gruplarıyla açıklanamayacağını gösteriyor; böylece Professor Murder, o sahnenin kenarında kalmış üretimlerini yeniden düşünmek isteyen dinleyiciler için bir referans noktası kazanıyor. EP’nin kısa süresine rağmen ritim, perküsyon ve basın öne çıktığı yoğun yapı, dönemin kulüp odaklı estetiğinin nasıl farklı biçimlerde kurulabildiğine işaret ediyor. Çalışmanın bugün dijital platformlarda erişilebilir olması, fiziksel arşivlerini yeniden tarayanlarla grubu ilk kez keşfedenleri aynı içerikte buluşturuyor. Ancak bu yeniden değerlendirme, grubun neden The Rapture ve LCD Soundsystem kadar kalıcı bir görünürlük elde edemediği sorusunu açık bırakıyor.

Kaynak: The Verge · Derleyen editör: Altay Tuna Emir.