Japonya Dışişleri Bakanlığı, 10 Eylül’de düzenlenen terörle mücadele tatbikatında kullanılan kıyafetlerin Ortadoğulu veya Müslüman “terörist” kalıp yargısını yansıttığı gerekçesiyle eleştirildi. Fotoğraflarda, terörist rolündeki personelin geleneksel Arap kefiyesini andıran başörtüleri taktığı, bir kişinin de rehinelenen kişinin başına torba geçirdiği görüldü. Tepkilerin ardından fotoğraflar kaldırıldı. Bakanlık, kıyafetlerin belirli bir etnik grup, bölge veya dine göre hazırlanmadığını belirterek yanlış anlaşılmadan üzüntü duyduğunu açıkladı. Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi, eleştirileri ciddiye aldıklarını ve tatbikatın Japon vatandaşlarını korumak açısından önemli olduğunu söyledi. Tokyo’daki bir devlet tesisinde, bir güvenlik şirketinin düzenlediği eğitimde Temmuz 2016’daki Dakka saldırısından çıkarılan dersler kullanıldı. Saldırıda 12 saatlik kuşatmanın ardından 22 kişi, aralarında 7 Japon vatandaşının da bulunduğu, öldü. Japonya’da tatbikatlar 2018’den beri düzenleniyor.
Neden önemli
Bu olay, terörle mücadele eğitiminin yalnızca güvenlik senaryolarıyla değil, kullanılan görsel ve kültürel işaretlerle de değerlendirildiğini gösteriyor. Özellikle 2016’daki saldırıdan çıkarılan derslere dayanan bir çalışmada, tatbikatın hedeflediği güvenlik mesajıyla kullanılan kostüm ve aksesuarların yarattığı algı arasında uyumsuzluk oluşması, eğitimin nasıl tasarlandığı sorusunu öne çıkarıyor. Fotoğrafların kaldırılması ve bakanlığın üzüntüsünü bildirmesi tepkilerin yönetilmesine yönelik adımlar olsa da, kullanılan malzemelerin nasıl belirlendiği ve benzer bir yanlış anlamanın tekrarlanmaması için ne değişeceği açık kalıyor. Bu nedenle gelişme, güvenlik personeli eğitimlerinde kalıp yargılardan kaçınma sorumluluğunu ve saldırılardan çıkarılan derslerin nasıl aktarılacağı meselesini gündeme getiriyor.