OECD’nin “Bir Bakışta Eğitim 2026” raporuna göre Türkiye, öğretmen açığının arttığı dönemde olumlu göstergeleriyle öne çıktı. Türkiye, Güney Kore ile birlikte ilköğretim ve ortaöğretimde öğretmen ihtiyacını tamamen karşılayan 2 OECD ülkesinden biri oldu. 35 yaş altı öğretmenlerin oranı Türkiye’de yüzde 32, OECD’de yüzde 22 olarak kaydedildi. Öğretmen devamsızlığının öğrenmeyi olumsuz etkilediğini belirten okul müdürlerinin oranı Türkiye’de yüzde 6, OECD’de yüzde 27 oldu. 2025’te yeni başlayan ilkokul öğretmenlerinin satın alma paritesine göre brüt maaşı OECD ortalamasını aştı; 2015-2025 döneminde 15 yıllık ortaokul öğretmenlerinin reel maaşları yüzde 31 arttı, OECD’de artış yaklaşık yüzde 6-7’de kaldı.
2015-2024 arasında öğretmen başına öğrenci sayısı ortaokulda 17’den 14’e, ortaöğretimde 14’ten 11’e indi. Ortaokul sınıf mevcudu 25’ten 23’e geriledi. Eğitimin kamu harcamalarındaki payı yüzde 9,9, yatırımların payı yüzde 14 oldu. Ortaöğretimi 4 yılda tamamlayanların oranı yüzde 92’ye ulaştı; OECD oranı yüzde 75’te kaldı.
Neden önemli
Raporun ortaya koyduğu tablo, Türkiye’de eğitim politikasının yalnızca kadro sayısıyla değil, öğretmen profilinin yaşı, çalışma koşulları ve ücretleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Genç öğretmen oranının yüksekliği ve devamsızlığın düşük olduğuna ilişkin bulgular, okullarda süreklilik ve derslerin aksamaması açısından olumlu bir zemin sunuyor; ancak bu göstergeler tek başına öğrenme başarısını açıklamıyor. Sınıflardaki öğrenci yükünün azalması ve ortaöğretimin zamanında tamamlanma oranının yükselmesi, eğitim hizmetine erişimin yanı sıra okul sürecinin verimliliği bakımından da önem taşıyor. Harcama ve ücret göstergelerindeki iyileşmelerin bu olumlu tabloyu ne ölçüde kalıcı kılacağı ve eğitim çıktılarında nasıl karşılık bulacağı ise rapordaki verilerin açık bıraktığı temel soru olarak duruyor.
Arka plan
Türkiye, FikirPilot arşivinde yeni bir ad değil: son 90 günde bu adın geçtiği 79 haber yayımladık; en yenisi 28 Eylül 2026 tarihli.