İçeriğe geç
Türkçe
FikirPilot içeriği

Bir kargo paketiyle ulaştırılan hayatın peşinde

Güncellendi: 06.09.2026 · 2 dk okuma · 276 kelime

Yayımlandı: · Haber bize ulaştı: · İşlenme süresi: 2 dk

Kaynak son kontrol:

Bir kargo paketiyle ulaştırılan hayatın peşinde
Atölyede yarım kalmış mermer büst

Celal Güngördü’nün geçtiğimiz hafta Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan “Bana Tahir’i Sormayın” romanı, bir insanı hatırlamanın onu olduğu gibi korumak mı, yoksa hafızadaki parçalardan yeniden kurmak mı olduğu sorusunu yas, kayıp ve bellek üzerinden ele alıyor. Merkezde, babasına kargo kolisiyle teslim edilen Tahir Miraz’ın kemikleri ve bu haberi gazete dipnotu gibi öğrenen Ezo var. Çocukken aile evinin terasında güvercinlere yem veren ve Ezo’yla Sıla’nın “abi”si olan Tahir’le yıllar sonra kemiklere dönüşen Tahir arasındaki karşıtlık romanın temelini oluşturuyor. Ölüm, Tahir’in hikâyesini bitirmek yerine Ezo’nun geçmişle ve onun bıraktığı boşlukla yüzleşme sürecini başlatıyor.

Ezo, Ermeni annesinden devraldığı taş yontma mirasıyla Tahir’in heykelini yapmaya çalışıyor; ancak aradığı yüzü bulamıyor. Galata’dan Van’a uzanan yolculukta karşılaştığı kişiler ve valizi, geçmişin ağırlığıyla hafızanın parçalı, güvenilmez yapısını açığa çıkarıyor. Tahir’in kimliği Ezo’nun yanı sıra Sıla, Evdal, Melis ve Faruk’un anlatılarıyla kuruluyor: şefkatli bir gençten, siyasal mücadeleye katılıp dağa çıkan ve Marmara kıyısında cesedi bulunan birine uzanıyor. Roman, bu çelişkileri yan yana tutuyor; Tahir’i ne aklıyor ne de tek yargıyla reddediyor.

Neden önemli

Romanın ağırlık merkezi, bir ölümün ardından gerçeğin tek bir anlatıcıya ya da kesin bir kimlik tanımına bırakılamayacağını göstermesinde yatıyor. Tahir’in farklı kişilerde kalan izleri, aile hafızasıyla siyasal geçmişin nasıl kesiştiğini ve bir insanı anlamaya çalışırken çelişkilerin neden korunması gerektiğini gündeme getiriyor. Ezo’nun taş yontma mirasıyla yürüttüğü arayış, hatırlamanın yalnızca zihinsel değil, aynı zamanda bedensel ve kültürel bir süreç olduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle roman, kayıp yaşayanları olduğu kadar geçmişi aile anlatıları, tanıklıklar ve eksik bilgiler üzerinden kuran herkesi ilgilendiriyor; açıkta kalan soru ise birini yeniden kurarken hangi parçaların gerçeği, hangilerinin geride kalanların ihtiyacını yansıttığı.

Kaynak: Independent Türkçe