Meral Akşener, Meral Akşener Vakfı’nın yol haritasının “sınıfsal eşitsizliklere karşı mücadele” olduğunu açıkladı. Vakfın sosyal medya hesabından yayımlanan mesajda Akşener, kuruluş amacının her çocuğun hayallerine ulaşabileceği imkanları çoğaltmak olduğunu belirtti.
İnsan onuru öne çıktı. Akşener, mesajında devlet geleneğindeki insan onurunu gözetme anlayışına vurgu yaparak Bilge Kağan’ın Orhun Yazıtları’ndaki “Aç milleti doyurdum, çıplak milleti giydirdim” sözlerini ve Şeyh Edebali’nin “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” öğüdünü anımsattı. Devlet geleneği böyle sürdü. Bu mirasın Selçuklu kervansaraylarından Osmanlı vakıf medeniyetine, Cumhuriyet’le birlikte “kimsesizlerin kimsesi” olma sorumluluğuna dönüştüğünü ifade etti.
Akşener, İzmit’in Gündoğdu köyünde doğan bir kız çocuğunun devletin en üst makamlarına ulaşabilmesini Cumhuriyet’in fırsat adaletine borçlu olduğunu söyledi. Bunu Cumhuriyet’in fırsat adaletine bağladı. Eğitimde fırsat eşitsizliğinden gençlerin istihdam sorununa uzanan meselelerin temelinde sınıfsal eşitsizliğin yattığını kaydetti. Kadına yönelik şiddet de vardı. Kadına yönelik şiddet ile derin yoksulluk da sınıfsal eşitsizliğin ortaya çıkardığı temel sorunlar arasında bu kapsamda değerlendirildi. Bu, vakfın çıkış noktasıydı. Akşener, vakfın bu mücadeleyi kurumsal iradeye dönüştürme arzusundan doğduğunu ve temel amaçlarının “hiçbir evladımızın hayallerini imkansızlığa teslim etmemek” olduğunu vurguladı.
Neden önemli
Siyasette devletin üst makamlarına ulaşmış bir ismin sınıfsal eşitsizliği vakfının merkez meselesi ilan etmesi, eğitimde fırsat eşitsizliği, genç işsizliği, kadına yönelik şiddet ve derin yoksulluk gibi genellikle ayrı başlıklarda tartışılan sorunların tek bir kök nedene bağlanması anlamına geliyor. Bu çerçeve, söz konusu meselelerden doğrudan etkilenen gençleri, kadınları ve yoksul kesimleri vakfın doğal muhatap kitlesine dönüştürüyor. Orhun Yazıtları’ndan Osmanlı vakıf medeniyetine uzanan göndermeler, toplumsal eşitlik talebinin güncel ideolojik kamplaşmalar yerine köklü bir devlet ve dayanışma geleneğinin devamı olarak sunulmak istendiğini gösteriyor. Akşener’in kendi biyografisini Cumhuriyet’in fırsat adaletine örnek göstermesi ise vakfın kişisel hikaye ile toplumsal iddiayı birleştiren bir dil benimseyeceğine işaret ediyor. Açıklamada somut proje, kaynak ya da takvim yer almadığından bu hedeflerin hangi araçlarla hayata geçirileceği sorusu şimdilik yanıtsız.