Arnavutluk, öğrenci protestolarıyla çalkalanıyor. Cuma günü Tiran’da binlerce genç yürürken, polis Eğitim Bakanlığı önündeki eylemcilere gözyaşartıcı gazla müdahale etti ve göstericiler taş attı. Eylemler 15 Ekim’de şiddetlendi. 15 Ekim’de şiddetlenen eylemlerde bakanlık binasının bir bölümü ateşe verildi. Protestolar Elbasan’a yayıldı. İşkodra ve Görice’ye de ulaştı. En az 160 kişi gözaltına alındı.
Öğrencilerin barışçıl eylemleri sürüyor. 140 gündür barışçıl eylem yaptıklarını ancak seslerini duyuramadıklarını söyleyen öğrenciler, Başbakan Edi Rama’nın istifasını istiyor. Analist Afrim Krasniqi de konuştu. Afrim Krasniqi, gençlerin ülkede gelecek görmediğini, tüm kaynakların oligarkların elinde olduğunu düşündüklerini belirtiyor.
Rama ise açıklama yaptı. Geçen yıl AB üyeliği vaadiyle dördüncü dönemine seçilen Rama, eylemlerin öğrenci hareketi olmadığını söyleyip “yabancı güçleri” suçladı. BBC’nin analizi de değerlendirme içeriyor. BBC’nin analizinde hükümetin taleplere yanıt vermemesinin gösterileri şiddetlendirdiği yorumu yer alıyor.
Ülkede daha önce de Trump’ın damadı Jared Kushner’ın Avlonya’daki Zvernec ve Sazan adasında planladığı, toplam 5 milyar euroluk turizm projelerine karşı “flamingo devrimi” diye anılan eylemler yapılmış. Yolsuzluk iddiaları üzerine SPAK haziranda soruşturma açmıştı.
Neden önemli
Bu eylemler, AB üyeliği vaadiyle dördüncü dönemine seçilen Rama’nın meşruiyetinin genç kuşak nezdinde sorgulandığını gösteriyor. 140 günlük barışçıl sürecin bakanlık binasının ateşe verilmesine varan bir şiddete dönüşmesi, BBC analizinin işaret ettiği gibi hükümetin taleplere yanıtsız kalmasının maliyetini ortaya koyuyor. Protestoların Tiran’dan Elbasan, İşkodra ve Görice’ye yayılması hoşnutsuzluğun başkentle sınırlı olmadığını; Kushner’ın ada projelerine karşı flamingo devrimi ve SPAK’ın hazirandaki yolsuzluk soruşturmasıyla birlikte okunduğunda ise tepkinin oligark düzenine ve yolsuzluk iddialarına dair birikimli olduğunu düşündürüyor. Rama’nın eylemleri öğrenci hareketi saymayıp yabancı güçleri suçlaması, diyalog yerine kriz söyleminin tercih edildiğine işaret ediyor. Açık kalan soru ise istifa talebinin karşılık bulup bulmayacağı ve bu dalganın AB yolundaki ülkenin siyasi dengelerini nasıl etkileyeceği.