Geçmişten bölgenin geleceğine: Türkiye’nin stratejik imkânı, Selahaddin Eyyubi’yi bugün gündeme getirmenin anlamını tarihî bir şahsiyeti anmanın ötesine taşıyor ve onun döneminin tecrübelerinden hareketle Türkiye’nin önündeki siyasi imkânlarla bölgesel geleceği yeniden düşünmeyi gerektiriyor. Bu, yalnızca anma değildir.
Yazara göre Türkiye’nin temel meselesi, içeride toplumsal bütünlüğü güçlendirirken çevre coğrafyayla nasıl bir ilişki kuracağıdır. İki konu birbirine bağlıdır. İçeride güven üreten bir ülke, bölgesel ilişkilerde de güçlü bir zemin bulur. Türkiye’nin bunu gerçekleştirmesi için güvenlik politikalarının yanında siyasi tasavvura ve ortak gelecek anlayışına da ihtiyaç vardır.
Terörsüz Türkiye hedefindeki başarıyı yalnızca silahların susmasıyla ölçmek, asıl imkânı daraltır. Bu yaklaşım imkânı daraltır. Türklerle Kürtlerin birlikte yaşama iradesini güçlendiren zemin, bölge geleceğine de katkı sunarken Türkiye’nin iç birlik arayışını bölgesel iş birliğine dönüştürüp dönüştüremeyeceği sorusunu temel mesele hâline getirir.
John Man’ın çalışmasına göre Selahaddin, Suriye’deki mücadelesinde sabra ve siyasi şartları gözetmeye önem vermiştir. Çatışmayı bitirmekle barışı kalıcılaştırmak aynı değildir. Barışı kalıcılaştırmak ise adalet, karşılıklı güven ve tarafların makul beklentilerini birlikte gözeten daha kapsamlı bir siyasi yaklaşım ister.
Türkler, Kürtler ve Araplar arasındaki tarih kesintisiz bir barış değildir; ortaklık, bugün kurulacak güvene ve somut çıkarlara dayanmalıdır. Türkiye’nin bölgesel vizyonu bu anlayış üzerine kurulabilir.
Arka plan
Türkiye, FikirPilot arşivinde yeni bir ad değil: son 90 günde bu adın geçtiği 95 haber yayımladık; en yenisi 10 Ekim 2026 tarihli.