Robert Pattinson’ın başrolündeki *Primetime*, *To Catch a Predator* programının yapım sürecinden esinlenen psikolojik gerilim polisiye filmi. 25 Eylül’de ABD’de vizyona giren yapım, 23 Ekim’de Türkiye’de, 30 Ekim’de Birleşik Krallık’ta gösterime girecek. Pattinson Chris Hansen’ı, Skyler Gisondo ise programın yem oyuncularından Dan Plumb’ı canlandırıyor. 67 yaşındaki Hansen, yasal sözleşmeyi imzalamadığı için önce reddettiği özel gösterimin ardından filmi izledi ve değerlendirmesini *Have A Seat* podcast’inde paylaştı. Hansen, oğullarından uzak ve ilgisiz bir baba olarak gösterilmesini “kötü niyetli, gerçeğe aykırı” buldu; filmin “yüzde 98’inin saf kurgu” olduğunu ve izleyicilerin vaktine değmeyeceğini söyledi. Yönetmen Lance Oppenheim’ın filmi “aşk mektubu” diye nitelemesine karşılık bunu “zehir zemberek bir mektup” olarak tanımladı. Beğendiği tek şey, film öncesinde yayımlanan TruBlu reklamıydı. Pattinson’ı yetenekli bulsa da ona “D” verdi. Pattinson ise Hansen’ın tepkisine şaşırmadığını belirtti.
Neden önemli
Bu tartışma, gerçek bir televizyon programından esinlenen yapımlarda yaratıcı özgürlük ile olayın merkezindeki kişinin anlatısı arasındaki gerilimi görünür kılıyor. Hansen’ın filmi büyük ölçüde kurmaca sayması, yapımın izleyici tarafından gerçek olayların dramatik bir yorumu olarak mı, yoksa bağımsız bir psikolojik gerilim olarak mı değerlendirilmesi gerektiği sorusunu öne çıkarıyor. Özellikle Hansen’ın filmdeki kişisel tasvirlere itirazı, esin kaynağı alınan kişilerin temsil edilme biçiminin yapımın alımlanmasını etkileyebileceğini gösteriyor. Pattinson’ın tepkisi ise oyuncu performansıyla filmin yaklaşımına yöneltilen eleştirinin birbirinden ayrılabileceğine işaret ediyor. Türkiye ve Birleşik Krallık’taki gösterimler öncesinde açık kalan temel mesele, izleyicilerin bu karşıt değerlendirmeler ışığında filme hangi beklentiyle yaklaşacağı.
Arka plan
Robert, FikirPilot arşivinde yeni bir ad değil: son 90 günde bu adın geçtiği 2 haber yayımladık; en yenisi 3 Eylül 2026 tarihli.