PathStAR rakamları
İnsan organlarının hücre, damar ve hücre dışı matriks düzeni yaşlanmayla değişiyor; ancak bu yapısal dönüşümün ne zaman ve nasıl gerçekleştiği uzun süre sistematik biçimde incelenemedi. Araştırmacılar, rutin histopatoloji görüntülerinden doku yapısal yaşlanmasını ölçen PathStAR adlı bir çerçeve geliştirdi. Sistem, kronolojik yaşı tahmin etmek üzere eğitilmeden yapısal değişimin hızlandığı dönemleri belirliyor.
PathStAR, 21–70 yaş arasındaki 970 donörden alınan 40 dokuya ait 25,306 ölüm sonrası biyopsi ve 30.3 milyon görüntü parçasına uygulandı.
Ölçülen değişim
Analiz, yapısal yaşlanmanın organlara göre farklı ve doğrusal olmayan zaman çizgileri izlediğini gösterdi. Damar dokuları, özellikle tibial ve koroner arterler, 30’lu yaşlarda erken yaşlanma sergiledi. Uterus ve vajinada en hızlı yapısal değişim 50’li yaşların başı ve ortasında, yani menopoz ve menopoz sonrasına denk gelen dönemde görüldü. Sindirim sistemi dokuları, prostat, testis ve tibial arter dahil 9 doku ise 30’lu ve 50’li yaşlar civarında iki ayrı hızlanma dönemi yaşadı.
TNF seyri
Yumurtalık analizinde iki belirgin hızlanma saptandı. İlki 35–40 yaşlarında doğurganlıktaki azalmayla, ikincisi 55–60 yaşlarında menopozla örtüştü. İlk dönemde iltihaplanma yollarının etkinliği artarken, ikinci dönemde büyüme faktörü sinyalleri, epitel-mezenkimal geçiş ve hücre döngüsüyle ilişkili yollar baskılandı. Bu çift aşamalı örüntü, aynı örneklerdeki gen ifadesi ve metilasyon verilerinden yapılan analizlerde ortaya çıkmadı.
Organlar arasındaki hızlanma dönemlerinde ortak bir moleküler tablo görüldü: TNF sinyali, interferon yanıtları ve kompleman gibi iltihaplanma yolları artarken; enerji üretimi, hücre çoğalması, DNA onarımı, katlanmamış protein yanıtı ve diğer hücresel kalite kontrol mekanizmaları geriledi.
Bağlam ve etkiler
Bunun yanında damar dokularında peroksizom işlevi azalırken, testiste iltihaplanma ve bağışıklık yolları güçlü biçimde arttı, spermatogenez ise baskılandı.
Bireysel düzeyde sindirim ve erkek üreme dokularındaki bozulmaların koordineli ilerleyebildiği ve bunun cinsiyet hormonlarıyla bağlantılı olduğu görüldü. Ölüm sonrası etkenler yapısal yaşlanma hızındaki değişimin çoğu dokuda yüzde 10’undan azını açıkladı. Bulgular, insan vücudunda yapısal yaşlanmanın ölçülebilir, organlara özgü ve moleküler yaşlanma saatlerini tamamlayan bir süreç olduğunu ortaya koydu.