İçeriğe geç
FikirPilot içeriği

Cumhuriyet neden beni sevmedi?

Güncellendi: 03.11.2026 · 2 dk okuma · 279 kelime

Yayımlandı:

Cumhuriyet neden beni sevmedi?
Köy okulunda ahşap sıra

“Cumhuriyet neden beni sevmedi?” sorusu, bir yazarın cumhuriyetle ilişkisini kendi yaşamı üzerinden anlattığı anlatının başlığını oluşturuyor. 29 Ekim’de cumhuriyetin 103. yılı ülke genelinde törenlerle kutlandı. Bir yazar bunu kaleme aldı.

Bu cumhuriyeti sevdiğini belirtiyor. Ancak halkın yönetimden uzak tutulduğu, cunta ya da dar bir kliğin egemen olduğu rejimlerin cumhuriyet adını hak etmediğini savunuyor.

Yazar 1944’te bir köyde doğdu. Kendisinden önce 1, sonra 3 kardeşi salgın hastalıklardan ölmüş, kendisi 7 yaşına kadar yalınayak gezmiş, hayvan gütmüş, mahalle mektebinde okuma yazma öğrenmiş. İlkokula 1953’te başladı. Köyüne 1954’te vekil, 1955’te asil öğretmen geldi. Sonra 1958’de sınavı kazandı. Hasan Âli Yücel ile İsmail Hakkı Tonguç’un 1940’ta açtığı öğretmen okullarından birine girdi. Yazarın iddiası bu yönde. Yazar, bu okulların köylü çocuklarını uyandırdığı için kapatıldığını öne sürüyor.

Devletin kendisinden köy okullarında düzeni sorgulamayan insanlar yetiştirmesini istediğini, emekçi halkın hakları için mücadeleyi seçince de ispiyoncularla izlendiğini anlatıyor. Bu mücadeleyi seçti. Gözlerden uzak bir köyde bir yıl öğretmenlik yaptıktan sonra müfettiş stajyerliğini kaldırmamış ve kısa devre askerlik sırasında “ben de solcuyum” dediği için sorgulanmış. Askerliği yanma noktasına gelmiş.

Neden önemli

Bu metin olgusal bir haber değil, kişisel bir tanıklık olduğundan içindeki savlar, örneğin öğretmen okullarının köylü çocuklarını uyandırdığı için kapatıldığı iddiası, belgelenmiş bulgular değil yazarın anı ve yorumlarına dayanıyor. Buna karşın yazı, cumhuriyetin eğitim aracılığıyla yarattığı toplumsal hareketliliğin yoksul bir köy çocuğunun hayatında nasıl karşılık bulduğunu göstererek eğitim tarihi üzerine yürüyen tartışmalara birinci elden bir ses ekliyor. Yazarın gerçek cumhuriyeti halkın yönetime katılmasıyla tanımlaması, rejimin adı ile işleyişi arasındaki gerilimi bugünkü siyasal tartışmalara bağlıyor. İzlenme ve sorgulanma anıları ise ifade özgürlüğünün sınırlarına dair eski bir soruyu yeniden hatırlatıyor. Metin, kişisel anlatıların tarihsel iddiaları kanıtlamaya yetip yetmeyeceği sorusunu açık bırakıyor.

Kaynak: Independent Türkçe · Derleyen editör: Altay Tuna Emir.