14 yaşındaki çocuğun ölümünde gözler sosyal medya devlerine çevrildi. İngiltere’nin Cheltenham kentinde Nisan 2022’de yaşamını yitiren 14 yaşındaki Jools Sweeney’nin davasında Anne Ellen Roome, oğlunun ölümünde sosyal medyanın rolü olabileceği şüphesiyle şirketlerin tüm verileri paylaşması için mahkemeye başvurdu. Başvuru yaklaşık 4,5 yıl sonra yapıldı.
İlk soruşturma yalnızca 23 dakika sürdü. Yüksek Mahkeme, yeni delillerin ortaya çıkması ve sosyal medyanın rolünün yeterince incelenmemesi gerekçesiyle kararı iptal ederek yeni soruşturma yapılmasına hükmetti.
Jools’un ölümünden kısa süre önce Afrika merkezli bir suç örgütünce yönetildiği öne sürülen sahte bir Instagram hesabıyla yazışmış olabileceği, telefonunda şantaj ya da cinsel içerikli şantaj izlerine rastlandığı belirtildi. Daha önce soruşturmaya dahil olan TikTok’la birlikte Meta ve Snapchat de taraf oldu ve toplam 15 teknoloji şirketinden veri istendi. TikTok verilerini paylaşmayı kabul etti.
Ailenin kampanyasıyla Jools Yasası yürürlüğe girdi. Nisan 2026’da yürürlüğe giren Jools Yasası, bir çocuğun ölümü halinde dijital verilerin beş gün içinde otomatik korunmasını öngörüyor. ABD’de de Kaliforniya’da Eylül 2026’da kabul edilen “Adam’ın Yasası”, yapay zeka sohbet botlarına çocuklara yönelik güvenlik önlemleri getiriyor. Yeni soruşturmanın 2027 ilkbaharında başlaması ve bir hafta sürmesi bekleniyor.
Neden önemli
Bu dava, çocuk ölümlerinde sosyal medya şirketlerinin veri paylaşma yükümlülüğünün sınırlarını belirleme potansiyeli taşıyan bir emsal niteliğinde. Ailenin verilere ulaşmak için 4,5 yıl beklemek zorunda kalması, Jools Yasası’nın hangi boşluğu kapattığını gösteriyor; artık benzer durumlarda dijital kanıtlar beş gün içinde otomatik korunacağından delillerin silinme ya da kaybolma riski azalıyor. Soruşturmanın 15 şirketi kapsaması, çocuk güvenliği sorumluluğunun tek bir platforma indirgenemeyeceğini ortaya koyuyor. Kaliforniya’daki düzenlemeyle birlikte bu yöndeki yasal baskının İngiltere ile sınırlı kalmadığı anlaşılıyor. 2027’deki yeni soruşturmanın yanıtlaması gereken soru ise açık: şirketler verileri gerçekten paylaşacak mı ve bu veriler Jools’un ölümündeki rolü aydınlatmaya yetecek mi?